Select Page

2016’dan 2100’e. Uyanma Vakti!

2016’dan 2100’e. Uyanma Vakti!

“Kişisel bir bilgisayar, zekamızın bir parçası olarak bize destek olan araçtır.”  Steve Jobs

Yıl 1947, ENIAC 1945’te çalışılabilir bir hal aldıktan sonra basına tanıtıldı.

Amerika Birleşik Devletleri 2. Dünya Savaşı sırasında, gizli olarak, daha az isabet hatalı uzun menzilli top ve füzelerin hesaplamalarında kullanılması için University of Pennsylvania’ ya bir fabrika boyutunda, elektrikle çalışan hesaplayıcı siparişi verdi. Siparişten 6 yıl sonra, ENIAC adı verilen bu alet gerçek anlamda çalışılabilir hale geldi. Bilim, 30 ton ağırlığında ve 18.000 vakum tüpüne sahip bir bilgisayara sahipti artık.

2. Dünya Savaşının bitimiyle beraber, ENIAC, sadece askeri amaçla değil, bir çok bilimsel araştırmalarda ( atom enerjisinin hesaplaması gibi) ve endüstriyel alanlarda kullanılmaya başlandı.

Bu ön bilgiden sonra, Michiu Kaku’nun Amerika’da XEROX firmasında bir çalışan olan Weiser ile olan sohbetine. Weiser, gelecekte bilgisayarların ( tabi bilgisayarların daha yeni yeni duyulmaya başladığu bir dönemden bahsediyoruz) daha da küçüleceği ve hatta kıyafetlere kadar gireceği hakkında bir söylemi oluyor. Bu söylem o zamanlar da Kaku’ya çok uçuk bir düşünce olarak geliyor. 1965’te Moore Kanunu , bilgisayar gücünün her 18’ayda 2’ye katlandığı, söylemi, dünya piyasasını bir hayli etkilemiş ve yaşam tarzlarında bir değişime yol açmıştır.

2000’lere geldiğimizde ise, bu fikirlerin aksine daha hızlı bir şekilde ilerleyen bilgisayar teknolojisi, insanların hayatlarının bir parçası olarak yerini aldı. Peki 2016’dan 2100’e ilerlerken neler bekliyor olacak bizi?

Birazcık bilim-kurgu yapmanın zamanı geldi.

Yıl 2028, kişisel bilgisayar çöplere atılıp, artık kişisel robotlar piyasaya sürülmeye başladın. Her insanın yanında taşıdığı, bu kişisel robotlar, attığınız her adımda, bir sonra ki adımdaki tahminlerini yürütüyor, ve sizi neler beklediğini bildiyor. Bu robotlar ilk olarak askeri alanda kullanılmaya başlamasına rağmen, Dünya’nın değişen iklimi ve kuraklık nedeniyle piyasaya sürülmeye başlanmıştı.

Kişisel Robotlar, vücüdunuzun ne kadar suya ihtiyacı olduğunu ölçüyor ve size ihtiyacınız olan orada su girişi sağlıyor. Bu olay, tüm besinler için geçerli oluyor. Tabii bu teknolojiye de saldıran Hackerlar var.

Kişisel robotların topladığı bilgilerin derlendiği bir bilgi depolama sistemi de mevcut. Sağlık Bakanlıkları bu bilgi ağlarında sizlerin ne zaman hangi tedaviye ihtiyaç duyacağınızı tespit ediyor, gerekli olan tedavici için kişisel robotunuzu yönlendiriyor.

Kişisel robotların sağladığı, bir de oyun sektörü mevcut. Kişisel robotlarınıza bir sanal gerçeklik yöntemi olan, VR Kıyafetler ile bağlanıp, sanal ortamda, tüm varlığınızla bulunuyorsunuz. Yarış oyunları, Strateji oyunları, aksiyon oyunları… gibi seçenekler mevcut. Benim en sevdiğim oyun ise Virtual Racing adlı oyun. Bu oyun için 100$’a sahip olacağınız VR kıyafeti giyip bir koltuğa oturmanız yeterli. Artık bir yarış pistinde aracınızla hız yapabilirsiniz.

Bir başka teknolojik alet ise tamamen insanlar dışında diğer canlılar için geliştirilmiş. Doğal dengenin değişmemesi için girilmemesi gereken bölgeler var. Yani sanal sınırlar. Artık ülkeler kendi topraklarını dikenli tellerle değil, sanal tellerle çiziyor. Dünya üzerinde balta girmemiş ormanlar da bu sanal sınırlarla korunuyor.

Şimdi gelelim 2100’lere en yakın tarihlere.

            2000’li yıllarda yapılan keşiflerle bulunan yaşanılabilir gezegenlerde ilk koloniler kuruldu. Bu koloniler gün geçtikçe çoğalacağını bildiriyor hükümetler ve dünya üzerinde olan ülkelere koloni sağlanacağını yazıyor gazeteler. Gazeteler artık yalan haberler de yazmıyor bu arada. Geliştirilen bir yapay zeka ile, bir haberle ile ilgili tüm detaylar araştırılıyor ve en şeffaf şekilde insanlara sunuluyor. Bu sistem ülkemize henüz gelmedi ama.

Akıllı ev sistemlerinden bahsedecek olursak. Bu da tamanen tercihe bırakılmış bir şey. İnsanlar isterse klasik sistemde ki evlerde yaşıyor isterlerse akıllı ev sistemlerini tercih edebiliyor.

Şimdi günümüze geri dönebiliriz. Bir çoğunuz bu yazdıklarıma uçuk diyebilirsiniz, bir çoğunuz mantıklı bulabilirsiniz. Saçma diyip yarıda kesip okumayanlar bile olacak. Yazımın sonuna kadar okuyanlar için;

            “Herkes kendi zihnindeki dünyanın sınırları içinde yer alır” – Arthur Schopenhauer

 

 

Yazar hakkında:

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir